Toplumun iki temel unsuru olan kadın ve erkek, biyolojik özellikleri bakımından birbirinden farklıdır. Kadın ya da erkek olarak doğan ve nüfusa bu şekilde kaydedilen bireyler, cinsiyetlerinde değişiklik yapmak isteyebilirler. Erkekten kadına veya kadından erkeğe dönüşüm operasyonlarıyla cinsiyetini değiştirmek ve bu değişikliği nüfus kayıtlarına tescil ettirmek isteyen kişilerin izlemesi gereken yasal süreçler mevcuttur. Belirtmeliyiz ki bu makaledeki açıklamalar, davanın takibi için tek başına yeterli olmayıp, sürecin hak kaybı yaşanmaksızın yürütülmesi için mutlaka alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınmalıdır.
Cinsiyet değiştirmenin hukuki süreci iki aşamalı olarak tasarlanmıştır:
Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davasının kabul şartı; amaç ve tıbbi yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatının gerçekleştirildiğinin resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanmasıdır. Ancak "amaç ve tıbbi yöntemlere uygunluk" tanımı ilk derece mahkemelerinde farklı yorumlara ve içtihat farklılıklarına yol açabilmektedir. Bu konudaki detaylara yazımızın ilerleyen bölümlerinde değineceğiz.
Cinsiyet değişikliğine gitmek isteyen bireyler, ameliyat öncesinde mahkemeden izin almak zorundadır. T.C. Anayasası’nın 17. maddesinin 2. fıkrasında, "Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz" hükmü yer almaktadır. Kişinin rızası dahi olsa, vücut bütünlüğünde organ kaybına yol açacak müdahalelerin ancak tıbbi zorunluluk veya kanunda yazılı hallerde mümkün olduğu anayasal güvence altındadır. Cinsiyet değişikliği davaları da bu kanuni istisnalara örnek teşkil eder; bu nedenle kişinin rızası bulunsa dahi mahkeme izni olmaksızın bu ameliyatlar gerçekleştirilemez.
Cinsiyet değişikliğine ilişkin temel yasal düzenleme, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 40. maddesinde yer almaktadır. Buna göre, izin davasının kabul edilebilmesi için şu şartlar aranır:
TMK m. 40'ta yer alan eski düzenlemeye göre, cinsiyet değiştirmek isteyen bireylerin "üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduklarını" da ispat etmeleri gerekiyordu. Ancak bu kural, Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla iptal edilmiştir:
“...Cinsiyet değiştirme ameliyatının bir sonucu olan üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun kalma hâli, itiraz konusu kuralla mahkemeden cinsiyet değişikliği izni alınabilmesi için ayrı bir koşul olarak öngörülmüş olmaktadır. Cinsiyet değiştirme ameliyatı olacak kişinin bu ameliyat öncesinde üreme yeteneğinden yoksunluğunu sağlamak üzere ayrı bir tıbbî müdahaleye maruz bırakılması, bedensel ve ruhsal olarak ilgili yönünden katlanılması gerekli olmayan bir müdahale niteliği taşımakta olup... ölçüsüz bir sınırlama niteliği taşımaktadır.” (Anayasa Mahkemesi, 29.11.2017 T., 2017/130 E., 2017/165 K.)
Bu iptal kararı sonrasında, yasal düzenlemede kişinin üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun olduğunun ispatı artık şart aranmamaktadır.
Cinsiyet değişikliğine izin davası, davacının yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde açılır. Gerekli sağlık raporları da yine davanın açıldığı ildeki eğitim ve araştırma hastanelerinden temin edilir. Bu süreçte bazı hastanelerin bu alanda daha tecrübeli ve uzmanlaşmış olması, dava sürecinin hızlanmasında önemli bir etkenir. Yetkin bir avukatla çalışmak; hangi hastaneye müzekkere yazılacağının belirlenmesi, müzekkerelerin takibi ve randevu süreçlerinin organize edilmesi açısından büyük avantaj sağlar.
Sağlık kurulu raporunda 6 farklı branştan hekimin imzası bulunması gereklidir:
(Not: Hastanelerin pratiklerine göre ilgili birimlerde küçük değişiklikler görülebilmektedir.)
Mahkemece kanuni şartların taşındığının tespiti halinde, hakimin bu konuda takdir yetkisi olmayıp doğrudan izin kararı verilmesi gereklidir. Mahkemeden alınan bu ameliyat izni kararı, kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl süreyle geçerliliğini korur.
Ameliyatın başarıyla tamamlanmasının ardından açılacak ikinci dava, nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Bu aşamada, amaç ve tıbbi yöntemlere uygun uyum ameliyatlarının yapıldığı resmi sağlık kurulu raporuyla mahkemeye ispatlanmalıdır. Bu davada da doğru hastaneye sevk talebinde bulunulması, raporun eksiksiz çıkması adına kritik önem taşır. Ayrıca nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile birlikte isim değiştirme davası da aynı dilekçeyle birlikte açılabilmektedir.
Not: Sayılan bazı operasyonların zorunluluğu hususunda yargı içtihatlarında farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin, bazı mahkemeler falloplasti operasyonunun yapılmamasını kanundaki amaca uygun bulmayarak davanın reddine karar verirken, bazı mahkemeler bu ameliyatı kesin bir şart olarak aramamaktadır.
Her cerrahi müdahalede olduğu gibi cinsiyet değiştirme operasyonlarında da enfeksiyon, yara iyileşme gecikmeleri veya kanama gibi genel riskler mevcuttur. Bununla birlikte;
Cinsiyet değişikliği süreci, hem tıp hukuku hem de medeni hukuk alanında titizlik gerektiren, birbirine bağlı birden fazla aşamadan oluşan teknik bir süreçtir. Sağlık hukukundaki uzman ekibimizle; gerek cinsiyet değiştirme davalarının takibini gerekse operasyonlar sonrasında olası malpraktis (tıbbi hata) durumlarında maddi ve manevi tazminat süreçlerini büyük bir özenle takip etmekteyiz.